Türkiye – Rusya Yakınlaşması ve Batı

15/08/2016, 07:05

Cumhurbaşkanının St.Petersburg ziyareti ve Rusya ile olan ilişkileri yeniden inşa etmesi Türkiye açısından gerekli bir tutum olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması, Batı’nın Rusya’yı bir çok alanda sıkıştırdığı bir döneme rastlamaktadır. Belki, Ortadoğu’daki düşmanlarını çok zayıf gören ve Amerikan kamuoyunu canlı tutmak için kendisine yakışır boyutlarda bir düşman arayan Amerika ve onun politikalarını takip etmek zorunda olan NATO müttefikleri ile birlikte Rusya’yı, Kafkaslarda Gürcistan üzerinde, Suriye’de, Ukrayna’da, ayrıca Karadeniz bölgesinde-Montrö Sözleşmesinin değiştirilmesi konusunda ısrar ederek-, Baltık bölgesinde-bu bölgede Rus saldırısı olabileceğini ima ederek ve Arktik bölgedeki yeni geçiş yolları konusunda baskı altında tutmakta idiler. Bu baskıların üzerine bir de ekonomik ambargoları eklerseniz Rusya Başkanı Vladimir Putin’in epeyi zor bir ortamda görev yaptığını anlamak mümkün.

Türkiye’ye  gelince, Batılı müttefiklerinin  Libya ve Suriye politikalarına uyumlu davranarak Ortadoğu olaylarına bulaşması önemli sorunlar doğurmuştur. Batılı müttefiklerinin ters yönlü politika değiştirmeleri karşısında  ters köşeye düşen  Türkiye DAİŞ’le yeterli savaşmadığı hususunda sıkıştırılıp Arap dünyasından gelen göçlerin baskısı altındayken bir de  Rus uçağını vurarak Rusya’yı karşısına alması Türkiye’yi zor durumda bırakmıştır. Türkiye, Amerika’nın Suriye Kürtlerinden oluştuğu ileri sürülen PYD’yi müttefiki olarak silahlandırıp yardım etmesinden şikayet ederken, bir de Rusya’nın  PKK ile bağlantısı olduğu  ileri sürülen PYD’ye destek verebilme olasılığı Türkiye’yi rahatsız etmiştir. Avrupa ile yapılan göçmenlik anlaşmasına göre, göçmenlerin  Avrupa’ya  yönelmelerini  önleyen Türkiye Avrupa’dan gerekli  parasal  yardımı görmediği gibi kendisine Avrupa’ya vizesiz seyahat sözünün de tutulmadığını görmüştür. FETÖ’NÜN darbe teşebbüsünden sonra Amerika ve Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımı mesafeli olmuş ve Türkiye insan haklarına uyması konusunda uyarılmıştır. Türkiye  içinde bulunduğu Batı ittifakı içinde  kendisini izole edilmiş olarak görmüştür.

Türkiye-Rusya yakınlaşması iki ülkenin lehine bir durum ortaya çıkarmıştır. Rusya, Batı’nın kendisini Karadeniz ve Ortadoğu’da  sıkıştırmasını-Suriye konusunda anlaşma henüz sallantıda olarak- hafifletmiş, ekonomik  ve turistik açıdan Türkiye üzerinden bir nefes kapısı açmıştır. Türkiye ise  Batı karşısındaki yalnızlığını, darbeye açıkça karşı olan İran, Çin ve Rusya’yı yanına alarak yeni bir denge politikasına kavuştuğu gibi Rusya’nın ekonomik olarak çalımını sağlamış ve enerji politikasında yeni bir hamle yapmıştır. Batı basını, Rusya ile yakınlaşmasının stratejik boyutlarını rahatsız edici bulmasına karşın, Türk Dışişleri Bakanı’nın belirttiği gibi Türkiye Avrupa Birliği ve NATO politikalarında herhangi bir değişikliğe gidilmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Zaten Türkiye, Batı tarafından sıkıştırıldığında  kendi çıkarına uygun olarak denge politikalarını dış politika tarihinde  bir stratejik gelenek olarak izlemek durumunda olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nda Batı’nın işgaline uğrayan Türkiye Rusya’dan destek alarak 1939’a kadar dış politikasını başarıyla uygulamıştır. Rusya sıkıştırdığında NATO üyesi olarak yaşamına devam etmiştir.1964’de Amerikan Başkanı Johnson’un tehdit edici mektubundan sonra  Türk-Rus ilişkileri gelişmiş ve Rusya Türkiye’de sanayi yatırımları yapmıştır.1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra gelen Amerikan askeri ambargosuna rağmen Türkiye NATO üyeliğini tartışmaya açmamıştır. Bu durumda, Batı’nın çok heyecanlanmasına gerek yoktur.

Türk-Rus yakınlaşması kısa dönemde olumlu sonuçlar verecek gibi gözükmektedir. Türkiye, eylül ayında yapılacak olan G20 toplantılarında izole bir durumda olmayacaktır. Ancak, ortaya çıkacak olan sorunların Suriye üzerinde olabileceği ileri sürülmektedir. Seçim konuşmalarında Hillary Clinton seçimden sonra Esad’ın gitmesi için elinden geleni yapacağını belirtirken, belli lobilerin baskısı sonucu Amerikan’ın İran’la  imzaladığı Nükleer Anlaşmanın da reddedileceğini  bildirmektedir. Amerika seçimlerinden sonra soğuk savaş ortamı devam edecekse iki  güç arasında kalacak olan Türkiye’nin seçenekleri önemli  olacaktır. Ortadoğu’da barış olmadığına göre,  toplum olarak yeni senaryolara hazırlıklı olmak gerekli gözükmektedir.

Hasan Köni

BENZER HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.