Rus Büyükelçi’den Önemli Açıklamalar

07/09/2016, 08:30 haberturk

Rus Büyükelçi, Muharrem Sarıkaya'ya verdiği röportajda, iki ülke vatandaşlarının geçmişteki gibi vizesiz seyahatleri için süreye ihtiyaç olduğunu, ilişkilerin düzelmesinin bir ya da 1,5 yıl alacağını ifade etti.

Türk ve Rus liderlerin Çin’de bir araya gelmesinden 24 saat önce soruları cevaplayan Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Andrey Gennariyeviç Karlov‘un üç hususta önemli açıklaması oldu.

Türkiye’nin Suriye’deki Fırat Kalkanı operasyonuna karşı çıkmadı, yalnız Washington’a benzer tonla PYD konusu ile ilgili Ankara’ya çağrıda bulundu: “Suriye’de Kürtler dahil olmak üzere seçici davranmaya davet ediyoruz.”

Suriye’nin iki ülkenin ilişkilerinde ciddi rol oynayan önemli bir konu olduğunun da altını çizdi.

BM terör örgütleri listesinde ve Rus mahkemeleri kararlarında bulunmadığı için PYD’yi terörist örgüt olarak kabul etmediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapatılmasını talep ettiği PYD’nin Moskova’daki bürosunun, “NATO üyesi ülkelerde de var” örneğini de vererek açık kalacağını bildirdi.

Türk Jetlerine Herhangi Bir Kısıtlayıcı Önlem Koymadık

Rus jetinin düşürülmesi sonrası Suriye’de Türk jetlerinin tehdit edildiği iddiası için de “Türk jetlerine herhangi bir kısıtlayıcı önlem koyduğumuzu hatırlamıyorum” dedi.

Rusya’nın 2006’dan itibaren Fethullah Gülen okullarını kapatıp, öğretmenlerini sınır dışı ettiğini de anımsattı.

İki ülke vatandaşlarının geçmişteki gibi vizesiz seyahatleri için süreye ihtiyaç olduğunu, ilişkilerin düzelmesinin bir veya 1,5 yıl alacağını da söyledi.

Büyükelçi Karlov’a soruların ve yanıtlarının tam metni şöyle:

Darbe girişiminin ardından ilk arayan liderin Putin olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı. Gülen okullarını 2006’da kapatan Başkurdistan’da olduğu gibi kapatan ve öğretmenlerini de sınır dışı eden Rusya, gelişmeleri nasıl yorumluyor? Putin bu konuda Erdoğan’a bir şeyler söylemiş olabilir mi?

Devlet Başkanımız Putin, Sayın Erdoğan’ı arayarak başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimini kınayan ve Sayın Cumhurbaşkanı’nı destekleyen ilk lider olmuştur. Sayın Putin ile Sayın Erdoğan arasında geçen konuşmayı bilmiyorum. İki lider arasındaki ilişkilerin çok samimi olduğu herkesin malumu… Görüşmelerinde çoğu konu kapılar kapandıktan sonra iki lider arasında ele alınır. Ele alınan konuların birçoğu tercüme yapanlar tarafından bilinir. Fethullah Gülen okulları 2006 yılından itibaren Rusya’da yasaklandı. Gülen okulları için verilen mücadele bizim için tarih olmuştur, çünkü çok uzun yıllar geçti. Bunu yapmamızın sebebi Gülen’in yaptığı çalışmaların Rusya Federasyonu mevzuatına aykırılığından dolayı yasaklamış olmamızdı. Bu sorunu kalıcı bir şekilde çok önceden hallettik.

Rusya İran’daki üsleri kullanmasına benzer talebi İncirlik için de yaptı mı?

İran havaalanlarını geçici olarak, kısa bir dönem Rus hava araçları için kullandı. Başta IŞİD ve El- Nusra olmak üzere Suriye’deki hedeflerine varış süresini %60 civarında kısıtlamak için İran havaalanlarını kullandık. Hava unsurlarımız görevlerini bitirdikten sonra İran havaalanlarını kullanarak Rusya’ya dönmüşlerdir. İncirlik Hava Üssü ile ilgili bir talebin iletilip iletilmediği hakkında bilgim yok. Herkesin malumu, Başbakan’ın da açıklamasında olduğu gibi İncirlik Hava Üssünün bir NATO Üssü olduğu, orada NATO’ya ait uçakların bulunmasından dolayı böyle bir talebin gerçekleşmesi de mümkün değil. Böyle bir durumun mevcudiyetinin mümkün olmadığı vurgulandı.

Suriye’de ortak operasyonlar olabilir mi?

Cevap: Suriye dahil olmak üzere uluslar arası terörizme karşı herhangi bir ülke ile işbirliğine girmeye hazır olduğumuzu çok önceden ifade ettik. Bununla birlikte herhangi bir ülkenin topraklarında ortak operasyon için de çoklu koşulun olduğunu da düşünmekteyiz. Uluslararası hukuk gereği bunun iki alternatifli olabilir, birincisi BM Güvenlik Konseyi’nin kararı ile yürütülmesi ikincisi de operasyonun yapılacağı ülkenin oluruna dayanması gerekir. Bilindiği gibi Suriye devletinin yaptığı müracaat sonucu Rus Hava Kuvvetleri operasyonlarını yürütmektedir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi herhangi bir ülke ile bu konuda işbirliğine hazırız. Sonuçta Türkiye de uluslararası bir koalisyonun parçası ve bu tarz operasyonlara katılmaktadır. Vurgulamak istediğimiz husus uluslar arası hukuk çerçevesinde götürmelidir.

Türk savaş uçaklarının Suriye üzerinde uçması, uçak düşürülme hadisesi sonrası pek mümkün olmuyordu. Bu ortadan kalktı mı?

Türk Hava Kuvvetleri’ne herhangi bir kısıtlayıcı önlem koyduğumuzu hatırlamıyorum. Yanılmıyorsam 2015 Eylül veya Ekim’de ABD ile imzalanan bir mutabakat zaptı çerçevesinde bizim ve uluslararası koalisyonun yaptığı uçuşlarda herhangi bir çatışmayı önlemeye yönelik anlaşma sağlanmıştı. Bu mutabakat zaptı, bizim veya uluslararası koalisyonun yaptığı uçuşlarda herhangi bir çatışmayı önlemeye yönelik anlaşmaydı. Söz konusu mutabakat zaptı Rusya Federasyonu (RF) ile ABD arasında imzalanmakla birlikte, ABD bu mutabakat zaptı şartını diğer müttefiki ülkelere de yansıtma görevini üstleneceğini taahhüt etmiştir.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu’na nasıl bakıyorsunuz? RF Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova’nın, Türkiye’ye çağrısı ne anlama geliyor?

Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Suriye’nin kuzeyindeki hareketlerini dikkatle izlemekteyiz. Türkiye’nin bir çok vatandaşının hayatını kaybettiği terör saldırılarının planlandığı İŞİD’e ait terör üsslerini yok etmeye yönelik çabalarını anlıyoruz. Uluslararası hukuk içinde hareket edilmesi gerektiğine, herhangi bir askeri harekatın bağımsız bir devletin hükümetiyle yürütülmesinden yana olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu malum RF’nin kalıcı görüşüdür, başından itibaren de bir değişikliğe uğramadı. Teröre karşı yürütülen faaliyetlerde Türk partnerlerimizi hedefleri seçerken çok seçici davranmaya davet etmekteyiz. Tek cephe olarak tüm tarafların çabalarını birleştirerek başta IŞİD olmak üzere terör hedefleriyle mücadeleye odaklamaları gerekmektedir. IŞİD’in Türkiye’deki terör faaliyetlerini ve saldırılarını da hatırlıyoruz, RF olarak şiddetle kınadık.

Erdoğan, Putin ile buluşmasında PYD’nin Moskova’daki bürosunun kapatılmasına ilişkin ricada bulunmuştu. Bu da dikkate alındığında, RF, PYD’yi hangi konsepte değerlendiriyor?

Terör örgütleri listesini yaparken iki farklı unsur kullanmaktayız. Biri BM Güvenlik Konseyi’nin açık terör nitelemesi yaptıklarıdır. Diğeri de RF mevzuatı gereği ilgili mahkemelerimizin gerekli değerlendirmeleri yaparak oluşumun terör örgütü olup olmadığına ilişkin kararlara bağlamaktır. Terör örgütü olarak adlandırılan örgüt (PYD) ne BMGK listesindedir, ne de RF mahkemelerinin vermiş olduğu karar doğrultusunda bir terör örgütüdür. Sırf bundan dolayı geçmişte PYD’nin Moskova ofisinin açılmasına müsaade edilmiştir. Bu örgütün temsilciliği sadece Moskova’da değil, NATO üyesi birkaç ülkede de mevcuttur. İfade ettiğiniz gibi bu talep St. Petersburg’da Sayın Erdoğan tarafından iletilmiş ve Sayın Devlet Başkanımız Putin’in de bunu değerlendirmeye alacağını söylediği de malumumuzdur.

PYD’nin Suriye’deki varlığını gelecek için nasıl değerlendiriyorsunuz. Türkiye’nin güneyinde Cezire, Kobani ve Afrin bandının Akdeniz’e kadar uzaması çabasını nasıl değerlendirir?

Cevap: Suriye’de olup bitenler ilk önce orada yaşayan Suriye halkını ilgilendiren hususlardır. Bu ülkenin içişleri ile ilgili konularda seçilmiş Suriye hükümeti sorumludur. Biz hiçbir zaman dayatma şeklinde hareket edemeyiz. Bu prensip Suriye için de geçerlidir. Bilindiği gibi hem hükümet kanadı, hem de muhalifler Suriye’nin yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı olduğu konusunda mutabıktır. Haliyle ülkenin siyasi yapısı, seçimleri ve idari yapıyı yeni Anayasa’da belirlenecek hususlardır. Muhalefet kelimesini ifade ettiğimizde biz terör örgütlerini hesaba katmıyoruz.

Bu cümlelerinizden Moskova’nın, Türkiye’nin Suriye operasyonunun PYD’yi de kapsamasından rahatsız olduğunu ve terör örgütü olarak görmediğini mi anlamalıyım?

Dışişleri Bakanlığımız Sözcüsü Bayan Zaharova’nın net bir şekilde ifade ettiği gibi? biz Türkiye’nin IŞİD ile mücadelesinde kararlı sürdürdüğü faaliyetleri destekliyoruz. Fakat yine de Ankara’ya yapılan çağrı kapsamında uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği ve yürütülen tüm faaliyetlerin operasyonun yapıldığı ülkenin hükümeti ile koordineli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini söylüyoruz. Türk partnerimizi, teröre karşı operasyonların yürütülmesinde ve hedef seçilen noktalarda IŞİD’e karşı faaliyet yürüten muhalefet ve etnik gruplara, Suriye’de Kürtler dahil olmak üzere seçici davranmaya davet ediyoruz.

Suriye’de Rusya ve İran Şam yönetiminin yanında, Türkiye ve ABD ise oluşturulan koalisyon ile karşısında yer aldı. Bölgesel çözüm arayan Türkiye ve İran PYD konusunda aynı safta yer tutarken, küresel çözüm arayan ABD farklı duruş sergiliyor. Rusya bu tutumu ile bölgesel çözüm tarafından uzaklaşıyor mu?

Suriye, İran ve Rusya’dan oluşan ayrı bir koalisyon yok. Suriye yönetimi RF ve İran’a başvurarak başta IŞİD ve Cephed-El Nursa olmak üzere uluslar arası terörle mücadele konusunda yardım talep etti. Suriye yakın komşu ve bu ülkede barışın ve istikrarın hakim olmasından yana olmamız doğal. Dolayısıyla Suriye hükümetinin çağrısına olumlu cevap verdik. Anladığım kadarıyla İran hükümeti de sıcak bakarak olumlu cevap verdi. Uluslar arası koalisyon kurulurken, başındaki ABD, Rusya’yı davet etmedi. Onların kendi bildikleri iştir. Herhalde bu şekilde koalisyonu yönetmeleri daha kolay gözüküyor onlara. Global ve bölgesel çözüm dengelemesine bakıldığında bölgesel olarak IŞİD sorununun çözülmesi aslında küresel oyuncuların da bundan menfaat kazanmasına neden olacaktır. Uluslar arası terör örgütü IŞİD sadece Suriye’de değil, değişik ülkelerde de faaliyet göstermektedir. Özellikle Suriye topraklarında IŞİD bir gayrı devlet inşaatını başarmıştır. Bu bölgede bu oluşum darbe yerse küresel çözüme de kendimizi daha da yakınlaştırırız.

Halep’e yardım konusunda bir koridor oluşmasından söz ediliyordu. Bu koridorun ne zaman oluşur?

Yardım koridorlarını oluşturmaya sıcak bakıyoruz. Suriye toprakları içinde insanı yardım gönderilmesine dönük bu tarz koridorlarının oluşmasına destek veriyoruz. Çatışmaların yaşadığı bölgelerden sivillerin tahliyesi de bu koridorların temel amacından biridir. Yakın geçmişte sivillerin yanında, militanların da teslim olmakta kullandığı koridorun oluşmasına destek verdik. Önemli olan bunların Suriye hükümetinin oluruna dayanıyor olmasıdır. Bu tarz koridorları binlerce sivilin hayatını kurtaracağını görüyoruz? bir vatandaşın canını kurtardıysak da ne mutlu.

Suriye sorununun çözümü için komşular arasında devletler dışı mekanizma oluşabilir mi? Bir toplumsal forum oluşturularak sorunun çözümü mümkün mü?

Devletler dışı oluşum yapılacaksa başında BM olmalı. Suriye geleceğinin belirlenmesinin muhalefetsiz olamayacağını biz de biliyoruz. Gelin birlikte masaya oturalım diyoruz. Hatırlanırsa birkaç kez Suriye’deki çeşitli muhalif gruplara Moskova’da görüşme olanağı sağlayıp ortak görüş ve pozisyon belirlemelerine yardımcı olmaya çalıştık. Arabuluculuk faaliyetleri için de destek verdik. Cenevre’de yapılan toplantılarla bir mekanizma oluştu? bunun doğru kullanılması önemli.

Cenevre’de yeni bir görüşme olur mu?

İnşallah…

Putin, Erdoğan’ın ziyaretinde ‘Türkiye ile ikili bağların geliştirilmesinden’ söz etti. Nedir ikili bağlar?

Son 15 yılda Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler çok hızlı gelişme kat etti. İkili bağlardan söz ederken Devlet Başkanımız bu ilişkilerin büyük oluşumundan bahsediyordur. İkili ekonomik ilişkilere bakarsak hızlı şekilde gelişiyordu ve 32 milyar Dolar gibi rekor seviyedeydi. Bunun içinde hizmet alımı yoktu. Dolaylı ticaret olarak hizmet satım alımı da 15 milyar Dolar civarındaydı. Bu anlamda inşaat sektörünün başı çektiği Rusya’da hizmet sektörüne önem veriyoruz. Turizm sektöründe de 4,5 milyon kişi ziyaret etmişti. Bugün önemli bir gün ilk charter seferinin yapıldığı gün. Ekonomiden bahsederken Akkuyu’dan bahsetmemek mümkün değil. Çoğu kişi Akkuyu’nun inşaatını konuşuyor, fakat bu sürecin içinde nükleer sektörde çalışacak Türk mühendisleri de eğitiyoruz. Son birkaç sene içinde yaklaşık 250 Türk genci nükleer alanda mühendislik eğitimi görüyor. Türkiye’nin nükleer sektörünün baş temsilcileri ve önderleri olacaklar. İşbirliğinin en güzel göstergesinin Türk Akımı olacağını söylüyoruz. Yine de Devlet Başkanlarımızın görüşme yapması sonrası KEK komisyonun canlanması gündeme geldi, İstanbul’da toplantı yapılacak ve gündeminin dolu olmasını bekliyoruz. Talihsiz uçak kazası öncesinde Dışişleri Bakanlıklarımız arasında çok güzel ilişkilerimiz ve kontaklarımız vardı? uluslararası gündemi de iki bakanlık olarak yoğun ele alıyorduk. İkili bağlardan bunu kast etmiştir.

Türk Akımı için anlaşmanın Ekim’de olacağı söyleniyordu, takvim işliyor mu?

Cevap: Bizim de temennimiz o yönde. Yakın geçmişte Rus tarafından Türkiye’ye bu konuları görüşmek için bir heyet geldi. Ekim’de imzalanırsa Aralık 2019’da Türkiye ilk doğalgazı alacak. Çözüme kavuşturulması gereken bir çok mesele söz konusu. Bu anlaşmanın imzalanmasının gecikmesi projenin faaliyete geçmesini de geciktiriyor.

Türk Akımı ile TANAP birbirini tamamlayan mı yoksa rakip mi?

Bize göre birbirini tamamlayan iki proje ve kapasite olarak birbiri ile kıyaslanamayacak kadar. TANAP 5-6 milyar metreküp, Türk Akımının bir hattının kapasitesi 15 milyar metreküp. Ayrıca Baltık’tan gelecek Kuzey Akım-2 Projesinin görüşmeleri şu anda sonuçlandı? o proje gerçekleştiğinde kapasitesi 100 milyar metreküpe çıkabilir. Kuzey Akım’ın bir ucunda hem Almanya, hem Fransa gibi büyük tüketiciler var.

Charter seferleri başladı, bunun ardından vize serbestisi de geçmişteki gibi gelir mi?

Bu konuda acelece davranmamak gerekir. Vizesiz geçişlere dönülmesi için birkaç meselenin çözülmesi gerekir. Konsolosluk istişareleri kapsamında ele alınmalıdır.

İki ülke vatandaşlarının gayrı menkul edinmelerine ilişkin veri var mı?

Veri elimizde yok. Türkiye vatandaşlarına yönelik gayrı menkul alımı konusunda sınırlama yok. Rusya vatandaşları Türkiye’yi özellikle de Akdeniz kuşağını çok seviyor ve gayrı menkul alıyorlar. Antalya Başkonsolosluğumuza yapılan müracaatlardan fazla olduğunu biliyoruz. İlişkilerin iyi olmadığı dönemde de gayrimenkul alımında bir kısıtlama getirmedik. Bulgaristan’dan da birçok vatandaşımız konut alıyor dinlenme amaçlı.

24 Kasım’daki uçağın düşmesi sonrasında ve 15 Temmuz’da ne hissetiniz?

Her iki günü hayatım boyunca hatırlayacağım. 24 Kasım günü İstanbul’da Dışişleri Bakanlarımızın toplantısı gerçekleşecekti. Sabah erken saatlerde Ankara’dan Dışişleri Bakanımızı karşılamak için İstanbul’a yola çıktım. Yolun yarısında gelen haberlerden uçağın düşürüldüğünü öğrendim. İlk gelen haberler net değildi? Rus veya Suriye diye telaffuz edildi. İstanbul’a gittiğimde Rusya Federasyonuna ait olduğu netleşti. O gün hep aklımda kalacak, talihsiz bir gündü. İkinci karamsar gün olan 15 Temmuz’da Moskova’daydım. Dışişleri Bakanlık Müsteşar Yardımcılarımızın istişare toplantısı Moskova’da gerçekleşti. Resmi olarak izindeydim ama istişarelere katılmıştım. İstişarelerin bitiminde Rus Müsteşar Yardımcımıza artık istirahat edebilir miyim? Oldu? istirahatına bak dedi. Yazlığıma gittiğimde üzücü haberler gelmeye başladı. Olayların gelişmeye başlamasından itibaren bizim televizyon kanallarımız detaylı aktardı. Ankara’ya dönünce birkaç büyükelçi ile istişare yaptığımda da en sağlıklı bilgileri Rus kanallarından aldığını söylediler. Yıllık iznimi yine bırakmak zorunda kaldım. Suriye ikili ilişkilerimizde çok ciddi rol oynayan bir konu… Suriye meselesinin biran önce çözüme kavuşturulmasını o meselenin bizim gündemimizi bu kadar meşgul etmemesini temenni ediyorum. Ne kadar zamanda çözüleceğini bilsem, böyle bir malumat bende olsaydı BM’de görev alırdım.

PYD konusuna bakılırsa yeni Osetya, KKTC veya Abhazya ortaya çıkıyor.

Bizim var oluşunu kabul ettiğimiz devletler. Ama Türkiye’deki Abhazya vatandaşları da talihsiz uçak kazası sonrası zarar gördü. Abhaz kökenli vatandaşların bir kısmı sebze meyve ile uğraşıyordu. Onların da işi darbe yedi. Türkiye’de Çerkez olarak adlandırılan gruplar bunlar. Bazılarına o bölgelerde eğitim görmeleri için kız ve erkek çocuklarının eğitimi üstleniyoruz. Temennimiz iki ülkenin arasındaki ilişkinin görüşmelerin sonucunda kalıcı hale gelmesidir. 24 Kasım’da kaybedilen seviyeye ilişkilerin gelmesini umuyoruz.

Ne kadar zamanda iyileşme sağlanır?

Bu sürecin kolay olmayacağını biz de biliyoruz. Özellikle ekonomik ilişkilerde bunun toparlanması 1-1,5 seneyi alır. Şu anda üzerinde çalışılan orta vadeli plan, 2016 – -2019 yıllarına ilişkin planlamayla iyi bir yol alınacağını düşünüyoruz. İki ülke arasında bir yol görevi üstlenecek bu plan. Bu program oluştuktan sonra her iki Devlet Başkanı bakanlıkların ve kurumların bu programa uyup uyulmadığını rahatlıkla görecekler.

MUHARREM SARIKAYA

BENZER HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.