Oruç İnsanı Ruh Ve Ahlak Bakımından Olgunlaştırır

0
1235

11 ayın sultanı Ramazan ayı başladı. Dünyadaki bütün Müslümanlar bu ayda niyet edip, oruç tutacak. Haber7.ru sitesi, bugünden itibaren Ramazan ayı boyunca; orucun fazileti, imsak ve iftar saatleri, Kadir gecesi ile ilgili bir çok önemli bilgiyi okuyucularının dikkatine sunacak.

Oruç neye denir?

İslâm’ın beş temel farzından biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır.

Oruç; niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (sabah namazının vakti girince) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsi münasebetten uzak durmakla yerine getirilen bir ibadettir.

Orucun farz olması

Oruç, hicretin ikinci yılında farz olmuştur. Orucun müslümanlara farz olduğu Bakara sûresindeki: “Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı.Ta ki, korunasınız.” ayetiyle bildirilmiştir.

Ayrıca 185. ayette de “Sizden kim bu aya (Ramazan’a) ulaşırsa oruç tutsun” buyrularak oruç ibadetinin yerine getirilmesi emredilmiştir.

Peygamberimiz de (s.a.v.), İslâm’ın beş temelinden birinin Ramazan ayında oruç tutmak olduğunu bildirmiştir.

Birinci ayetten anlaşılıyor ki, oruç, ilk peygamber Âdem (A.S.) itibaren bütün peygamberlere ve onlara inananlara farz kılınmıştır. Oruç, insanlığın ilk zamanlarından beri yerine getirilmesi emredilmiştir bir ibadettir. Çünkü ruhen, ahlâken olgunlaşmak bakımından insanın oruca ihtiyacı olduğu gibi orucun maddî ve manevi açıdan da bir çok faydası vardır.

Anlamları açıklanan ayetlerde orucun, müslümanlara farz olduğu bildirilmiştir; hasta, yolcu ve oruç tutmaya gücü yetmeyenler için kolaylıklar hakkında ise şöyle buyurulmuştur:

“(Oruç) sayılan günlerdir. Sizden her kim hasta yahut yolculukta olursa tutamadığı günler kadar diğer günlerde oruç tutar. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalar gibi sürekli dolayısıyla) oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir “.

Bu ayette, geçerli sebebi olanların, orucu Ramazan’dan sonraya saklayabilecekleri bildirildikten sonra sürekli sebebi olup, ömrü boyunca oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin bunun karşılığında fidye vermeleri yolu gösterilmiştir. Ciddi ve geçerli sebep olmadıkça belli şartları taşıyan müslümanların ise oruç tutarak Allah’ın emrini yerine getirmeleri mutlaktır.

Diğer dinlerde oruç

Orucun farz kılındığını bildiren Bakara suresinin 183. âyetindeki: “Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı.” ifadesi; orucun sadece biz müslümanlara değil, önceki ümmetlere de farz kıldığını göstermektedir.

Ancak onlara farz kılınan orucun bazı rivayetler hariç kaç gün olduğu, ne zaman ve nasıl tutulduğu hakkında bugün hiçbir bilgiye sahip değiliz. Çünkü önceki ilâhî kitapların büyük ölçüde tahrif edildiği ve dinî hükümlerin, dolayısıyla orucun da değişikliğe uğradığı bilinmektedir. Bu nedenle, oruç ibadetinin onlara farz kılındığı, aslı bozulmamış şekli hakkında sağlıklı bilgi vermek mümkün değildir. Ancak Hıristiyan ve Yahudilerin bugün değişik oruç tutma şekilleri olduğu biliniyor.

İslam dinindeki oruca gelince Kur’an-ı Kerim Allah’tan gönderildiği gibi elimizde, Peygamberimizin hayatı tüm ayrıntılarıyla ortadadır. Buna göre Kur’an, orucu nasıl emredip, Peygamberimiz nasıl tuttuysa o tarihten itibaren müslümanlar bu ibadeti aynı şekilde yerine getiriyor. İslam’ın büyük özelliklerinden biri de onun hiç bir değişikliğe uğramayıp, günümüze kadar gelmesidir. Bundan sonra da böyle devam edecektir.

Yüce Allah, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilâhî teminat altında olduğunu bildirmiş, onu koruyacağını vaat ederek şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki, Kur’an’ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız.”

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Onaylayın
Lütfen İsminizi Yazınız