Gülsüm anne ile Umut’un kalpleri ısıtan hikâyesi!

0
1071

Antalya’da, 30 Ağustos 2008 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında korkunç bir trafik kazası meydana geldi. Genç adam, yoldan karşıya geçerken üç araç arka arkaya çarptı. Üzerinden kimlik çıkmayan genç adam, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı. Gülsüm anne ile Rus genç adamın hikâyesi de burada başladı.

Gülsüm Kabadayı, o sabah bir yakınına refakat etmek için yoğun bakım servisindeydi. Burada kimliği belirsiz genç adamı görerek, kimliksiz ve sahipsiz gencin durumuna acıdı. Ona tedavi süresince sevgi besledi, dua etti ve bakımını yaptı. Rus genç adam, Gülsüm annenin duaları eşliğinde yapılan tedavisinin ardından 3 ay sonra yoğun bakımdan çıktı. 65 kilo olarak yoğun bakım alınan genç adam, 35 kilo olarak taburcu oldu.

Gülsüm annenin oğulları da, kardeşleri gibi sevdikleri Umut için mezarı başında dua ediyor.

Gülsüm anne, çocuklarından ayırt etmediği Rus genç için,” O benim umudum oldu, adı ‘Umut’ olsun, umut ediyorum ayağa kalkacak.” diye düşündü. Üç oğlu olan Gülsüm anne, bir evlada daha sahip oldu. Onun koruyucu ailesi oldu. Kimliği belirsiz gence ‘Umut’ adını verdi ve yatağa mahkûm genci oğlu gibi kabullendi.

Hiç tanımadığı genci hastaneden alarak evine getiren fedakâr kadın, yıllarca Umut’un ayağa kalkması için dua etti. Bir dakika bile yanından ayrılmadı. Bütün bakımını üstlendi. Onun bir gülüşü bile onu mutlu ediyordu. Genç adamın Rus olduğunu bilmiyordu. Yanında Rusça konuşulduğunda verdiği tepkilerden yola çıkarak Rus uyruklu olduğunu anladı. Ailesini aramaya başladı. Amacı onu ailesine vermek değildi. Yakınlarını görürse iyileşebileceğini, hafızasının yerine gelebileceğini düşündü.

Gülsüm anne insanlığı, anneliği, fedakârlığı ve karşılıksız sevmeyi tüm dünyaya hatırlattı. Kendi kanından olmayan kimliksiz ve yatağa mahkûm bir genci kim kabullenebilir? Üstelik onu oğlu gibi sevip, bütün bakımlarını kim üstlenebilir? Gülsüm anne, bunu başardı! “Allah’ın emaneti” diyerek Umut’a sahip çıktı, sevgisiyle besledi. Üstelik maddi imkânı o kadar iyi olmadığı halde; üstelik eşi ve çocukları varken… Sevgisiyle, merhametiyle bütün dünyaya umut oldu Antalyalı kadın…

Gülsüm annenin şu sözleri oldukça manidar; “Benim Umut’um bir dünyaydı, sonra güneş oldu, sonra ay oldu, sonra yıldız oldu, sonra bulut oldu; bembeyaz oldu melekler gibi… Sevgi yağdı, mutluluk yağdı.”

Doktorlar 5 ila 6 yıl yaşar diyorlardı; ama Umut 10 yıl yaşadı. Doktorların umutsuzluğuna rağmen sevgi içinde, huzur içinde kalplerde yaşadı genç adam. Ama bir sabah Umut kötüleşti ve yoğun bakıma alındı. Önce nefes alamadı ve suni solunum cihazına bağlandı. Böbrek yetmezliği nedeniyle doktorlar diyaliz uyguladı. Yoğun bakımda çoklu organ yetmezliğine bağlı olarak 10 gün yaşam mücadelesi verdi. Son 3 gün iyice ağırlaştı. Ancak Umut, 23 Ocak sabahı Gülsüm annenin elinden tutmasıyla tutunduğu hayata veda etti.

“YAKIŞMADI BU ÖLÜM”

Gülsüm anne, sık sık Umut’un mezarına gelerek Kur’an-ı Kerim okuyor.

Umut için Korkuteli ilçesindeki Çayırlı Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene; Gülsüm Kabadayı, Kabadayı’nın çocukları ile AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu ile yöre halkından çok sayıda kişi katıldı.

Cenazenin avluya getirilmesi ile tabuta sarılan Gülsüm anne, “Dört oğlum var demiştim, kuzum, sen nerelere gidiyorsun? Biz onu çok sevdik. Oğluma yakışmadı bu ölüm.” diyerek gözyaşı döktü.

Umut, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Cevap Ver

Lütfen Yorumunuzu Onaylayın
Lütfen İsminizi Yazınız